Kişisel verilerin işlenme şartları Madde 5

\"\"

Kanun Maddesi:

Kişisel verilerin işlenme şartları

MADDE 5- (1) Kişisel veriler ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemez.

(2) Aşağıdaki şartlardan birinin varlığı hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesi mümkündür:

a) Kanunlarda açıkça öngörülmesi.

b) Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması.

c) Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması.

ç) Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması.

d) İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması.

e) Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması.

f) İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması.

Kanun Gerekçesi:

Maddeyle, kişisel verilerin işlenme koşulları düzenlenmektedir. Kural olarak kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası veya maddede sayılan istisnalar dışında işlenmesi yasaktır, 95/46 EC sayılı Avrupa Birliği Direktifine göre rıza, ilgili kişinin kendisiyle ilgili veri işlenmesine, özgürce, konuyla ilgili yeterli bilgi sahibi olarak, tereddüde yer bırakmayacak açıklıkta ve sadece o işlemle sınırlı olarak verdiği onay beyanıdır. Maddenin ikinci fıkrasıyla ilgili kişinin açık rızası olmasa dahi bazı hallerde kişisel verilerin işlenebilmesi öngörülmektedir. Fıkranın (a) bendine göre ilgili kişinin açık rızası olmasa dahi kanunlarda açıkça öngörülen hallerde kişisel veri işlenebilecektir. Örneğin, kolluk tarafından bir suç soruşturması sebebiyle, 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununun 5 inci maddesi uyarınca şüphelilerin parmak izlerinin alınması; 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu uyarınca Adalet Bakanlığının kişilerin ceza mahkûmiyetlerine ilişkin verilerini işlemesi gibi. Fıkranın (b) bendine göre, rızanın açıklanamadığı ya da geçerli olmadığı hallerde, kişilerin hayat veya beden bütünlüğünün korunması için kişisel verilerin işlenmesi öngörülmektedir. Örneğin kişinin şuurunun yerinde olmadığı veya akıl hastası olması sebebiyle rızasının geçerli olmadığı bir durumda, hayat veya beden bütünlüğünün korunması amacıyla, tıbbi müdahale yapılması sırasında, kişisel verileri işlenebilecektir. Bu bağlamda kan grubu, geçirilen hastalıklar ve ameliyatlar, kullanılan ilaçlar gibi veriler, ilgili sağlık sistemi üzerinden işlenebilecektir. Yine hürriyeti tahdit edilen bir kişinin kurtarılması amacıyla, kendisinin veya şüphelinin taşımakta olduğu telefon, bilgisayar, kredi kartı, banka kartı veya diğer teknik bir araç üzerinden yerinin belirlenmesi için bu veriler işlenebilecektir.

Fıkranın (c) bendine göre, bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla ilgili olarak kişisel veri işlenebilecektir. Örneğin, yapılan bir sözleşme gereği paranın ödenmesi için alacaklı tarafın hesap numarası alınabilecektir. Yine bir bankayla kredi sözleşmesi yapılması sırasında bankanın, o kişiye ait maaş bordrosunu, tapu kayıtlarını, icra borcu olmadığına dair belgeyi edinmesi bu kapsamda değerlendirilecektir. Fıkranın (ç) bendine göre, veri sorumlusu, hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olan verileri, ilgili kişinin rızası olmasa dahi işleyebilecektir. Örneğin bir şirketin çalışanına maaş ödeyebilmesi için, banka hesap numarası, evli olup olmadığa bakmakla yükümlü olduğu kişiler, eşinin çalışıp çalışmadığı, sosyal sigorta numarası gibi verileri işlemesi bu bendin verdiği yetkiye istinaden olacaktır. Fıkranın (d) bendine göre, ilgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilen bir başka ifadeyle herhangi bir şekilde kamuoyuna açıklanmış olan kişisel verileri işlenebilecektir. Çünkü ilgili kişi tarafından alenileştirilen ve böylelikle herkes tarafından bilinebilecek hale gelen bu tür verilerin işlenmesinde, korunması gereken hukuki yararın ortadan kalktığı kabul edilmektedir. Fıkranın (e) bendine göre, bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması durumunda kişisel veriler işlenebilecektir. Bu bağlamda, bir şirketin kendi çalışanı tarafından açılan bir davada ispat için bazı verileri kullanması veya kısıtlı bir kişinin haklarının korunması amacıyla vasinin veya kayyımın, kısıtlının mali bilgilerini tutması hukuka uygun sayılacaktır. Fıkranın (f) bendine göre, ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması durumunda da açık rıza şartı aranmaksızın kişisel veriler işlenebilecektir. Buna göre, örneğin bir şirket sahibi, çalışanlarının temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, onların terfileri, maaş zamları yahut sosyal haklarının düzenlenmesinde ya da işletmenin yeniden yapılandırılması sürecinde görev ve rol dağıtımında esas alınmak üzere çalışanların kişisel verilerini işleyebilecektir. Burada, işletmenin yeniden yapılandırılması ya da ehliyetli ve liyakatli çalışanların terfi almaları, veri sorumlusu statüsündeki şirket sahibinin meşru menfaati cümlesindendir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin temel ilkelere uyulması ve veri sorumlusu ile ilgili kişinin menfaat dengesinin gözetilmesi gerekmektedir.

Emsal Yargıtay Kararları:

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: 28/05/2016 tarih ve 29725

sayılı

Resmî Gazete\’de yayımlanarak yürürlüğe giren Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6. maddesinin 2. fıkrasının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.

Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 17/12/2019 tarih ve E:2016/3272, K:2019/4372

sayılı

kararıyla;

Anayasa\’nın 20. maddesinin 3. fıkrası ve 6446

sayılı

Elektrik Piyasası

Kanunu

\’nun 1. , 2. ve \”Piyasa işletim faaliyeti ve EPİAŞ\’ın kuruluşu\” başlıklı 11. maddesinin 6. fıkrası hükümlerine yer verildikten sonra,

07/04/2016 tarih ve 29677

sayılı

Resmî Gazete\’de yayımlanarak yürürlüğe giren

6698

sayılı

Kişisel Verilerin Korunması

Kanunu

\’nun 1. maddesinde,

Kanun

\’un amacının, \”kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemek\” olduğu; 2. maddesinde,

Kanun

\’un hükümlerinin \”kişisel verileri işlenen gerçek kişiler ile bu verileri tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla işleyen gerçek ve tüzel kişiler hakkında\” uygulanacağının belirtildiği ve \”Kişisel verilerin işlenme şartları\” başlıklı 5. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinde, \”Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması\”; (ç) bendinde \”Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması\”; (e) bendinde \”Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması\” şartlarından birinin olması hâlinde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerin işlenmesinin mümkün olduğunun kurala bağlandığı,

Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği\’nin \”Serbest tüketici veri tabanı\” başlıklı 30/B maddesinin 2. fıkrasında dava konusu Yönetmelik ile değişiklik yapılarak, \”Tedarikçiler, tedarikçi değiştirme ve mali uzlaştırma süreçlerinde kullanılmak üzere tüketicilerine ilişkin, a) Serbest tüketicinin adı veya unvanı, b) Gerçek kişiler için T.C. kimlik numarası, tüzel kişiler için vergi kimlik numarası, bilgilerini PYS üzerinde tanımlanacak veri tabanına eklemek ve güncel tutmakla yükümlüdür. Piyasa İşletmecisi bu bilgileri veri tutarlılığının kontrolü amacı ile kullanır ve kişisel verilerin korunmasını sağlayacak önlemleri alır. Tedarikçilerin söz konusu yükümlülüklerini yerine getirmediklerinin tespiti hâlinde

Kanunun

16\’ncı maddesi uyarınca yaptırım uygulanır.\” kuralına yer verildiği,

Dava konusu Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6. maddesiyle değişik Yönetmelik\’in 30/B maddesinin 2. fıkrasının ilk cümlesi yönünden;

Dava konusu Yönetmelik değişikliği ile, tedarikçilere, tedarikçi değiştirme ve uzlaştırma süreçlerinde kullanılmak üzere serbest tüketicilerin adı veya unvanı ile gerçek kişiler için T.C. kimlik numarası, tüzel kişiler için vergi kimlik numarısını tedarikçi seçme işlemlerinin gerçekleştirildiği yazılım olan Piyasa Yönetim Sistemi (PYS) üzerinde tanımlanacak veri tabanına eklemeleri ve güncel tutmaları yükümlüğünün getirildiği,

Davacı tarafından, iptali istenilen düzenlemeye benzer kural içeren Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği\’ne 28/03/2015 tarih ve 29309

sayılı

Resmî Gazete\’de yayımlanan Yönetmeliğin 22. maddesiyle eklenen \”Serbest Tüketici Veri Tabanı\” başlıklı 30/B maddesinin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle açılan davada, Dairelerinin … tarih ve E:…

sayılı

kararıyla, söz konusu düzenlemenin 30/B maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi yönünden yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne karar verildiği,

Dairelerinin … esasına kayden açılan davada, yürütmenin durdurulması kararı sonrasında esastan yapılan incelemede, … tarih ve E:…, K:…

sayılı

kararda yer verilen \”Anayasa\’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesinde, \”Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller

kanunla

düzenlenir.\” hükmüne yer verilerek kişisel verilerin korunması hakkı anayasal güvenceye bağlanmış, bu veriler kamu makamlarının keyfi müdahalelerine karşı koruma altına alınmış ve işlenmesi ancak kişinin açık rızası veya

kanunda

öngörülen hâllerde mümkün kılınmıştır. Dava konusu kuralın (a) bendi ile kişisel veri olan serbest tüketicilerin adı veya unvanının PYS üzerinde tanımlanacak veri tabanına ekleneceği, piyasa işletmecisinin veri tabanına tedarikçilerin erişimini sağlayacağı görülmektedir. Ancak, dava konusu Yönetmeliğin dayanağı 6446

sayılı

Kanun

\’da ise kişisel verilerin işlenmesine dair bir hüküm bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, Anayasa\’nın 20. maddesinin 3. fıkrasına aykırı olarak, dava konusu düzenlemeyle kişiyi belirlenebilir kılan kişisel veri niteliğinde olan serbest tüketicilerin adı veya unvanlarının tedarikçilerin erişimine açık olan veri tabanına eklenmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.\” gerekçesiyle 30/B maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin iptaline karar verildiği,

Bakılan uyuşmazlıkta ise, davacının iddialarının aksine, bahsi geçen Daire kararına konu Yönetmeliğin 30/B maddesinin yayım tarihinden sonra, kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini koruma ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usûl ve esasları düzenleme amacıyla

6698

sayılı

Kişisel Verilerin Korunması

Kanunu

\’nun, 07/04/2016 tarih ve 29677

sayılı

Resmî Gazete\’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, dava konusu Yönetmelik\’in de

6698

sayılı

Kanun

\’un yürürlük tarihinden sonra 28/05/2016 tarih ve 29725

sayılı

Resmî Gazete\’de yayımlandığı; bu durumda, artık uyuşmazlığın

6698

sayılı

Kanun

uyarınca değerlendirilmesini gerekli kılan yeni bir hukuki durumun ortaya çıktığı,

6698

sayılı

Kanun

\’un 21. maddesine göre oluşturulan Kişisel Verileri Koruma Kurulunun (Kurul) görev ve yetkilerinin, aynı

Kanun

\’un 22. maddesinde belirlendiği; buna göre,

Kanun

\’un 22. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde, Kurulun \”Diğer kurum ve kuruluşlarca hazırlanan ve kişisel verilere ilişkin hüküm içeren mevzuat taslakları hakkında görüş bildirmek\” görev ve yetkisi olduğu kuralına yer verildiği; bununla birlikte,

6698

sayılı

Kanun

\’un Geçici 1. maddesi uyarınca,

Kanun

\’un 21. maddesine göre oluşturulacak Kişisel Verileri Koruma Kurulunun,

Kanun

\’un Resmî Gazete\’de yayımlandığı 07/04/2016 tarihinden itibaren altı ay içinde üyelerinin seçiminin tamamlanması gerektiği; ancak, bu yasal gerekliliğin 30/01/2017 tarihinde yerine getirilebildiğinin anlaşıldığı,

Uyuşmazlığa konu Yönetmelik\’in ise,

6698

sayılı

Kanun

\’un yayımlanmasından yaklaşık iki ay sonra, 28/05/2016 tarih ve 29725

sayılı

Resmî Gazete\’de yayımlandığı;

6698

sayılı

Kanun

uyarınca en geç 07/10/2016 tarihinde oluşması gereken Kurul, Yönetmeliğin yayımlandığı 28/05/2016 tarihinde henüz teşekkül etmediği gibi

Kanun

uyarınca teşekkül etmesi gereken sürenin dahi dolmadığı; bu nedenle, henüz teşekkül etmemiş bir Kuruldan görüş alınmasının beklenemeyeceği,

6698

sayılı

Kanun

gereğince kural olarak kişisel verilerin işlenebilmesi için ilgili kişinin açık rızasının bulunması gerektiği; bununla birlikte,

6698

sayılı

Kanun

\’un \”Kişisel verilerin işlenme şartları\” başlıklı 5. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinde, \”Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması\”; (ç) bendinde \”Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması\”; (e) bendinde \”Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması\” şartlarından birinin olması hâlinde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerin işlenmesinin mümkün olduğunun kurala bağlandığı,

Uyuşmazlığa konu Yönetmelik ile, kişisel veri niteliğindeki verilerin, EPİAŞ tarafından kurulan Piyasa Yönetim Sistemi\’ne (PYS) girildiği; EPİAŞ\’ın, 6446

sayılı

Kanun

uyarınca piyasa işletim faaliyetlerini yürütmekle görevli olduğu; bu kapsamda, organize toptan elektrik piyasalarında gerçekleştirilen faaliyetlerin malî uzlaştırma işlemlerini gerçekleştirdiği; bu durumda, veri sorumlusu olan EPİAŞ tarafından

Kanunla

verilen yükümlülüklerini yerine getirebilmesi için uyuşmazlığa konu verileri işlemesi gerektiğinden

6698

sayılı

Kanun

\’un 5. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinde yer verilen istisna uyarınca; öte yandan, serbest tüketicilerin tedarikçilerini değiştirerek serbest piyasada farklı tedarikçilerle ikili anlaşma yaparak tedarikçilerini seçebilmeleri için de PYS\’de yer verilen kişisel verilerin işlenmesi zorunluluğu bulunduğundan

Kanun

\’un 5. maddesinin 2. fıkrasının (c) ve (e) bentleri uyarınca kişisel verilerin işlenebilmesi için tüketicilerin açık rızasına ihtiyaç bulunmadığı,

Bununla birlikte, Dairelerinin 09/03/2017 tarih ve E:2016/3272

sayılı

ara kararı ile, davalı idareden, PYS üzerinde tanımlanacak veri tabanına eklenecek verilerin, piyasa işleticisi olan EPİAŞ ve sözleşmeye taraf olan tedarikçiler dışında başka bir şahıs, kurum veya kuruluş tarafından görülüp görülemeyeceği veya kullanılıp kullanılamayacağının, görülecek veya kullanılacak ise bunun ne şekilde olacağının, anılan veri tabanındaki kişisel veriler başka bir şahıs, kurum veya kuruluş tarafından görülemeyecek veya kullanılamayacak ise, bu kişisel verilerin korunması için alınan koruma tedbirlerinin detaylarının sorulduğu; davalı idare tarafından, 12/05/2017 tarihinde kayda giren dilekçe ile verilen ara kararı cevabında;

  • Serbest tüketicinin isim/unvan ve T.C. kimlik numarası/vergi numarası bilgilerine söz konusu tüketici ile ikili anlaşma imzalamış ve portföyüne kaydetmiş olan tedarikçi dışında üçüncü bir kişi tarafından erişilmesinin mümkün olmadığı,
  • Serbest tüketici veri tabanının güncel tutulmasına ilişkin yükümlülüklerin paylaştırıldığı, fiziksel tüketim noktasına ve tüketim tesisatına ilişkin bilgiler ile o noktada elektrik tüketen tüketici bilgilerinin birbirinden ayrıldığı, fiziksel tüketim noktasına işaret eden verilerin dağıtım şirketleri tarafından, tüketicilerin şahsına ilişkin bilgilerin ise tedarikçiler tarafından güncel tutulduğu,
  • Yönetmelik uyarınca tedarikçilerin portföylerine kaydetmek istedikleri tüketicilerin bilgilerini sistemden sorgulayarak doğruluğunu kontrol etmeleri gerektiği, tedarikçilerin sistemde yalnızca sorgulama yapabildiği, bu sorgulamayı çalıştırmak içinse hâlihazırda tüketici tarafından kendisi ile paylaşılan birtakım bilgilere ihtiyacı olduğu, sorgulama sonucunda tüketicinin kişisel bilgilerinin maskelenerek ekrana geldiği, yanlış bilgi ile sorgulama çalıştırıldığında sonuç gelmediği,
  • Sistem üzerinden listeleme yapılamadığının görüldüğü,

Bu itibarla, perakende elektrik piyasalarının rekabete açılması sürecinde tedarikçi değişimi süreçlerinin yönetilmesi ve tüketilen enerjinin tespit edilerek tedarikçilerin mali uzlaştırma işlemlerinin yapılması için ve tedarikçi değişimlerinde ve mali uzlaştırma işlemlerinde kullanılmak üzere yukarıda yer verilen güvencelerle birlikte tüketicilere ilişkin bilgilerin PYS sistemine işlenmesinde, görevli tedarik şirketlerinin hâlihazırda serbest olmayan tüketicilere ilişkin bilgileri ellerinde bulundurduklarından kendi lehlerine rekabet ortamının bozulması ve diğer tedarikçilerin dezavantajlı konuma gelmesi sonucu da göz önüne alındığında dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı,

Dava Konusu Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6. maddesiyle değişik Yönetmeliğin 30/B maddesinin 2. fıkrasının diğer kısımları yönünden;

Yönetmeliğin 30/B maddesinin 2. fıkrasının ikinci cümlesinde, piyasa işletmecisinin bu bilgileri veri tutarlılığının kontrolü amacıyla kullanacağı ve kişisel verilerin korunmasını sağlayacak önlemleri alacağının belirtildiği; üçüncü cümlesinde ise, bu yükümlülüğe uymayan tedarikçilere 6446

sayılı

Kanun

\’un 16. maddesi uyarınca yaptırım uygulanacağının kurala bağlandığı; bu durumda, PYS\’nin kullanımına ve güvenliğine ilişkin kural getirildiği, veri tabanına ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde 6446

sayılı

Kanun

\’un 16. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer verilen \”Bu

Kanun

, ikincil mevzuat veya lisans hükümlerine, Kurul kararlarına ve talimatlara aykırı hareket edildiğinin saptanması hâlinde, aykırılığın niteliğine göre aykırılığın otuz gün içinde giderilmesi veya tekrarlanmaması ihtar edilir ve yapılan yazılı ihtara rağmen aykırı durumlarını devam ettiren veya tekrar edenlere beş yüz bin Türk Lirası idari para cezası verilir.\” şeklindeki

Kanun

hükmüne atıf yapıldığının görüldüğü;bu itibarla, Yönetmeliğin 30/B maddesinin 2. fıkrasının diğer kısımlarında da hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle,

davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, aynı konuda Danıştay Onüçüncü Dairesinin E:2015/2532

sayılı

dosyasında yürütmenin durdurulmasına karar verildiği fakat davalı İdarenin aynı konuda ve aynı nitelikte düzenleme ihdas ederek ve

kanuna

aykırı olarak serbest tüketicilere ilişkin kişisel verilerin umuma açık hale getirilmesine sebebiyet verdiği;

6698

sayılı

Kişisel Verileri Koruma

Kanunu

\’na göre diğer kurum ve kuruluşlarca hazırlanan ve kişisel verilere ilişkin hükümler içeren mevzuat taslakları hakkında Kuruldan gorüş alınmasının şart olduğu ancak dava konusu edilen Yönetmelik için Kuruldan görüş alındığına dair bilgi, belge bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …\’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile

6698

sayılı

Kanun

çerçevesinde Kuruldan görüş alınmadığından kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577

sayılı

İdari Yargılama Usulü

Kanunu

\’nun 49. maddesinde yer alan;

\”a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

b) Hukuka aykırı karar verilmesi,

c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması\” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

  1. Davacının temyiz isteminin reddine,

2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 17/12/2019 tarih ve E:2016/3272, K:2019/4372

sayılı

kararının ONANMASINA,

  1. Kesin olarak, 16/03/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

 

https://fkhukuk.com/makaleler/

 

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top