Ölüm veya vücut bütünlüğünün yitirilmesinden doğan zararların tazmini davalarında görev HMK Madde 3

\"\"

Kanun Metni:

MADDE 3- (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 16/2/2012 tarihli ve E.: 2011/35, K.: 2012/23 sayılı Kararı ile. )

İptal Kararı:

https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/05/20120519-20.htm

İptal edilen Hüküm:

MADDE 3-  (1) Her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine yahut kişinin ölümüne bağlı maddi ve manevi zararların tazminine ilişkin davalara asliye hukuk mahkemeleri bakar. İdarenin sorumluluğu dışında kalan sebeplerden doğan aynı tür zararların tazminine ilişkin davalarda dahi bu hüküm uygulanır. 30/1/1950 tarihli ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri saklıdır.

Emsal Yargıtay Kararları

15. Hukuk Dairesi         2018/2098 E.  ,  2018/1224 K.

  •  


\”İçtihat Metni\”


Davacı-karşı davalı … Mimarlık Yapı Endüstrisi Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. ile davalı-karşı davacı … Yönetim ve Tic. A.Ş. arasındaki davadan dolayı … . Asliye Hukuk Hakimliğince (Tic. Mah. Sıf.) verilen 14.11.2017 gün ve 2016/963-2017/774 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Mahkemece verilen hükme karşı taraf vekillerinin istinaf başvurusunda bulunmuş olmasına rağmen temyiz incelemesi yapılmak üzere dosya dairemize gönderilmiş ise de heyetçe yapılan incelemede;
6100 sayılı HMK 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ve Kanun\’da istinaf yasa yolu düzenlenmiş olduğu halde bölge adliye mahkemeleri faaliyete geçirilmemiş olduğundan faaliyete geçinceye kadar yasa yolu işlemlerinin ne şekilde olacağını düzenleyen geçici 3. madde hükmü getirilmiştir. Maddedeki düzenleme; Bölge adliye mahkemelerinin, 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun\’un geçici 2. maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanun\’un temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur (HMK 3/1). Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanun\’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun\’la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454\’üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez (HMK 3/2). Bu Kanun\’da bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanun\’un bu kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır, (HMK 3/2) şeklindedir.
Bölge adliye mahkemeleri 20.07.2016 tarihinde faaliyete geçmiş olup yukarıdaki geçici 3/2. madde gereğince öncesinde HUMK hükümlerine göre temyize tabi bir karar verilmemiş ise bu tarihten itibaren verilen kararlar istinafa tabi olup ancak istinaf sonucu verilen kararın koşulları var ise HMK hükümlerine göre temyizi söz konusu olabilecektir.
Belirtilen kuralların uygulanması bakımından açılan davanın ek dava olması veya usuli bir nedenle verilen red kararı üzerine yeniden açılmış bulunması kararın tabi olduğu Yasa yolunu da değiştirmez. Yani ilk davada istinaf yoluna gidilmesi söz konusu olmamış, olsa bile alacağın kalan bölümü için açılan ek davada veya usuli bir nedenle verilen red kararı üzerine yeniden açılan davada verilen kararın tabi olduğu yasa yolu ilk davadan bağımsız olarak değerlendirilmelidir.
Somut olayda dava tarihi 10.10.2016 olup 20.07.2016 tarihinden sonra olmak üzere 14.11.2017 tarihinde ilk kez karar verilmiş olduğundan dosyada verilen karar HMK hükümlerine göre istinaf yasa yoluna tabidir. Daha önce İstanbul\’da açılan davada, davanın usulden reddine karar verilmesi üzerine eldeki dava, … daha sonra yapılan icra takibine itiraz üzerine açılan ve önceki davanın devamı niteliğinde olmadığından kararın verildiği tarih itibarıyla istinaf yasa yoluna tabi olup istinaf incelemesini yapmaya da bölge adliye mahkemesi görevli olduğundan dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmek üzere kararı veren ilk derece mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 28.03.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi

 

4. Hukuk Dairesi         2013/5942 E.  ,  2014/3774 K.

  •  


\”İçtihat Metni\”

MAHKEMESİ : Bingöl 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 24/01/2013
NUMARASI : 2012/182-2013/39


Davacılar M.. A.. vdl vekili Avukat E.. A.. tarafından, davalı İ.. B.. aleyhine 11/04/2012 gününde verilen dilekçe ile haksız fiilden kaynaklanan yaralama nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24/01/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, idarenin hizmet kusuru nedeni ile uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı H.. A.. ile eşi ve çocukları olan davacılar, yasadışı terör örgütü mensuplarınca konulan bombanın patlaması sonucu H.. A..\’in yaralandığını belirterek, manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır.
Davalı kurum, mahkemenin görevsiz olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan HMK 3. maddesi gereğince görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, anılan madde Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin kararlarının geriye yürüyemeyeceği belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK nin 3/1. maddesinde “Her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yahut kişinin ölümüne bağlı maddi ve manevi zararların tazminine ilişkin davalara Asliye Hukuk Mahkemeleri bakar…” hükmü bulunmakta iken, Anayasa Mahkemesinin 16/02/2012 gün ve 2011/35 Esas, 2012/23 Karar sayılı ilamı ile HMK 3/1. maddesi hükmü, anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Her ne kadar mahkemece Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümeyeceği ve karar gerekçesinin dava tarihinden sonraki tarihli resmi gazetede ilan edilmiş bulunduğu gerekçesi ile görev itirazının reddine karar verilmiş ise de, görev konusu kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerin görevi konusunda kazanılmış hak olmaz. Yargılamanın her safhasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi mahkemece resen de nazara alınması gerektiğinden dava dilekçesinin idari yargının görevli olduğu gerekçesi ile görev yönünden reddi gerekirken işin esasının incelenmesi usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına 06/03/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

4. Hukuk Dairesi         2012/19068 E.  ,  2013/2504 K.

  •  


\”İçtihat Metni\”


MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vdl. vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 05/03/2012 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın yetkisizlik nedeni ile reddine dair verilen 06/09/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, davalı idarenin hizmet kusuru nedeni ile uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, yetkisizlik nedeni ile dava dilekçesinin reddine karar verilmiş; karar davacılar tarafından temyiz olunmuştur.
Davacılar, askerlik hizmeti için askere alınan oğullarının üç ay sonra kanser hastalığından vefat ettiğini, askere alınma işlemi sırasında sağlam raporu verilmiş olduğunu, askerliğin zor koşulları nedeni ile baştan tespit edilmemeden ya da hızlı ilerlemeden dolayı ölümle sonuçlanan olaydan dolayı davalının sorumlu tutulması gerektiğini iddia ederek uğradıkları maddi ve manevi zararın ödetilmesini istemişlerdir. Davalı, usul ve esas yönden davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan HMK 3. maddesi uyarınca görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, anılan maddenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olmasına karşın Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümeyeceği gerekçesi ile mahkemenin görevli olduğunu ancak idarenin hizmet kusuruna dayanılarak dava açılmış bulunduğundan yetkili mahkemenin davalının ikametgahı mahkemesi olması gerektiği gerekçesi ile yetkisizlik nedeni ile dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK nin 3/1. maddesinde “Her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yahut kişinin ölümüne bağlı maddi ve manevi zararların tazminine ilişkin davalara Asliye Hukuk Mahkemeleri bakar…” hükmü bulunmakta iken Anayasa Mahkemesinin 16/02/2012 gün ve 2011/35 Esas 2012/23 Karar sayılı ilamı ile HMK 3/1. maddesi hükmü anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiştir.
Her ne kadar mahkemece Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümeyeceği ve karar gerekçesinin dava tarihinden sonraki tarihli resmi gazetede ilan edilmiş bulunduğu gerekçesi ile görev itirazının reddine karar verilmiş ise de, görev konusu kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerin görevi konusunda kazanılmış hak olmaz. Yargılamanın her safhasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi mahkemece resen de nazara alınması gerektiğinden dava dilekçesinin idari yargı yerinin görevli olduğu gerekçesi ile görev yönünden reddi gerekirken yetkisizlik nedeni ile reddine karar verilmiş olması doğru olmayıp kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA 14/02/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top