Özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartları Madde 6

\"\"

Kanun Maddesi:

Özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartları

MADDE 6- (1) Kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri özel nitelikli kişisel veridir.

(2) Özel nitelikli kişisel verilerin, ilgilinin açık rızası olmaksızın işlenmesi yasaktır.

(3) Birinci fıkrada sayılan sağlık ve cinsel hayat dışındaki kişisel veriler, kanunlarda öngörülen hâllerde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir. Sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel veriler ise ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir.

(4) Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinde, ayrıca Kurul tarafından belirlenen yeterli önlemlerin alınması şarttır.

Kanun Gerekçesi:

Maddeyle, kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, biyometrik verisi veya haklarında verilen ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verilerinin, özel nitelikli kişisel veri olduğu belirtilmektedir. Bu verilerin, başkaları tarafından öğrenildiği takdirde ilgili kişinin mağdur olabilmesine veya ayrımcılığa maruz kalabilmesine neden olabilecek nitelikte veriler olmaları dikkate alınmakta, bu sebeple bu tür veriler özel nitelikli (hassas) veri olarak kabul edilmektedir. Kurul tarafından belirlenen yeterli önlem alınmaksızın özel nitelikli verilerin işlenememesi öngörülmekte, ayrıca kural olarak bu tür verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın da işlenememesi hükme bağlanmaktadır. Maddenin dördüncü fıkrasında tahdidi olarak sayılan şartların varlığı halinde, yeterli önlem alınması şartı baki kalmak kaydıyla ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesine imkân tanınmaktadır. Dördüncü fıkranın (a) bendine göre, ilgili kişinin rızası olmasa bile, kanunlarda açıkça öngörülen hallerde özel nitelikli kişisel veriler işlenebilecektir. Örneğin, askerlik yapacak kişilerin bazı özel sağlık bilgilerinin ilgili kanun hükümleri uyarınca işlenmesi, yine hastanelerin, eczanelerin ya da Sosyal Güvenlik Kurumunun hastalarla ilgili veri işlemesi bu kapsamda değerlendirilecektir. Fıkranın (b) bendinde, siyasi parti, vakıf, dernek veya sendika gibi kâr amacı gütmeyen kuruluş ya da oluşumlar tarafından, özel nitelikli kişisel verilerden bazılarının işlenebilmesi düzenlenmektedir. Buna göre, bu kuruluş ve oluşumlar, kendi üye ve mensuplarının özel nitelikli verilerini, kuruluş amaçlarına ve tabi oldukları mevzuata uygun, faaliyet alanlarıyla sınırlı ve üçüncü kişilere açıklanmamak kaydıyla işleyebileceklerdir. Örneğin, bir siyasi partinin veya sendikanın üyelerine ilişkin kimlik ve iletişim bilgilerini, fıkrada belirtilen şartlarla tutması, bu bent kapsamında değerlendirilecektir. Bu kuruluşlar, sadece kendi faaliyet alanlarıyla sınırlı olarak özel nitelikli veri işleyebileceklerdir. Örneğin, bir sendika, kendi faaliyet alanına ve amacına ilişkin olarak sadece sendika üyeliğiyle ilgili verileri işleyebilecektir. Buna karşın üyelerin sağlık veya din ya da mezhebine yönelik kişisel verileri, faaliyet alanıyla ve amacıyla ilgisi olmaması sebebiyle işleyemeyecektir. Fıkranın (c) bendine göre, ilgili kişinin kendisi tarafından kamuoyuna açıklanmış olan özel nitelikli kişisel verileri işlenebilecektir. Zira ilgili kişi tarafından alenileştirilen ve böylelikle herkes tarafından bilinen bu tür verilerin işlenmesinde, korunması gereken hukuki yararın ortadan kalktığı kabul edilmektedir. Fıkranın (ç) bendinde, özel niteliği olan kişisel verilerin, bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için işlenmesinin zorunlu olması hali düzenlenmektedir. Örneğin, bir işverenin, engelli çalıştırma zorunluluğu kapsamında, işyerinde, bu statüde çalıştırdığı kişilere ilişkin rapor ve belgeleri işlemesi bu kapsamda değerlendirilecektir. Yine engelli bir kişinin özel tüketim vergisinden muaf özel donanımlı araç almak hakkından yararlanabilmesi için, engelliliğine ilişkin sağlık raporlarının vergi dairesi tarafından edinilmesi ve işlenmesi de bu bent kapsamında değerlendirilecektir. Fıkranın (d) bendiyle, özel nitelikli verilerin; kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetlerinin planlanması, yönetimi ve finansmanı amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından işlenmesi düzenlenmektedir. Bu bağlamda, Sağlık Bakanlığı ile her türlü sağlık kuruluşunun ve Sosyal Güvenlik Kurumunun bu bentte yazılı amaçlarla tuttukları veriler ve kayıtlar bu kapsamda değerlendirilecektir.

Emsal YArgıtay Kararları

II- (DAVALILAR) : 1- …BakanlığıVEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri …Av. …2- … KurumuVEKİLİ : Av. …İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 29/06/2020 tarih ve E:2019/7042, K:2020/2340 sayılı kararının, davacılar tarafından esas yönünden, davalı idareler tarafından yargılama giderleri ile vekalet ücreti yönünden, davalı … Kurumu tarafından ayrıca husumet yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Davacı Dernekler tarafından; 20/10/2016 tarih ve 29863 sayılı Resmî Gazete\’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kişisel Sağlık Verilerinin İşlenmesi ve Mahremiyetinin Sağlanması Hakkında Yönetmeliğin muhtelif maddelerinin iptali; düzenlemenin dayanağı olan 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu\’nun 6. maddesinin üçüncü fıkrasının ve 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 47. maddesinin Anayasaya aykırılığı iddiasıyla iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmiştir.Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 29/06/2020 tarih ve E:2019/7042, K:2020/2340 sayılı kararıyla;Davalı Kişisel Verileri Koruma Kurumunun husumete yönelik usul itirazı ile davacının Anayasaya aykırılık iddiasının yerinde görülmediği,Dava konusu Yönetmeliğin 21/06/2019 tarih ve 30808 sayılı Resmî Gazete\’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmeliğin 23. maddesi ile ile yürürlükten kaldırıldığı gerekçesiyle, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 393,40-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre duruşmalı işler için belirlenen 4.950,00 TL avukatlık ücretinin davalı idarelerden alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Danıştay kararlarında, idari işlemlerin yargısal denetiminin; işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka uygun olup olmadıkları, diğer bir ifadeyle, bu unsurlar yönünden iptali gerektirecek bir sakatlık taşıyıp taşımadıklarının incelenmesi suretiyle yapıldığı, belirtilen unsurların nitelikleri gereği işlemlerin tesis edildikleri tarih itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri esas alınarak gerçekleştirileceğinin vurgulandığı, Dairenin yürütmeyi durdurma kararlarında belirttiği gerekçelerle hukuka aykırı olduğu açık olan dava konusu düzenleme yönünden yargısal denetiminin gerçekleştirilmemesinin iptal davası ile ulaşılmak istenen amaca, adil yargılanma hakkına, hukuk devleti ilkesine ve yargı kararlarına aykırı olduğu, dava konusu düzenleme yönünden iptal kararı verilmesi gerekirken, karar verilmesine yer olmadığı yönünde verilen Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.Davalı idarelerden … Bakanlığı tarafından, dava konusu Yönetmeliğin yürürlükten kalkmış olması nedeniyle, haklılık veya haksızlık değerlendirmesi yapılmaksızın karar verilmesine yer olmadığı yolunda verilen temyize konu kararda, idareleri aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu, düzenleme yargısal inceleme aşamasında iken, idarelerinin düzenlemede değişiklik veya aynı konuda yeni bir düzenleme yapmasının, dava konusu düzenlemenin hukuka aykırı olduğu değerlendirmesini gerektirmeyeceği ileri sürülerek Daire kararının yargılama giderleri ile vekalet ücretine ilişkin kısmının bozulması istenilmektedir.Davalı idarelerden … Kurumu tarafından, … Bakanlığı tarafından çıkarılan dava konusu yönetmeliğin hazırlanma sürecinde Kurumun dahlinin bulunmadığı, işbu davada taraf sıfatını haiz olmadıkları, bu yönde yaptıkları itirazın Daire kararında yerinde görülmeyerek karar verildiği, dava konusu düzenlemenin esas yönünden bir incelemeye tutulmadan, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre bir belirleme yapılmadan davalı idareler aleyhine yargılama giderleri ile vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :Davacılar tarafından, davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.Davalı idareler tarafından, davacıların temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …\’UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME:Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu\’nun 49. maddesinde yer alan;\”a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,b) Hukuka aykırı karar verilmesi,c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması\” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU:Açıklanan nedenlerle;1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,2. Dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına 393,40- TL yargılama gideri ile A.A.Ü.T uyarınca belirlenen 4950,00- TL vekalet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacılara verilmesine yönelik Danıştay Onuncu Dairesinin 29/06/2020 tarih ve E:2019/7042, K:2020/2340 sayılı kararının ONANMASINA,3. Kesin olarak 27/10/2021 tarihinde esası yönünden oybirliği, yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden oyçokluğu ile karar verildi.KARŞI OYX- Dava, 20/10/2016 tarih ve 29863 sayılı Resmî Gazete\’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kişisel Sağlık Verilerinin İşlenmesi ve Mahremiyetinin Sağlanması Hakkında Yönetmeliğin muhtelif maddelerinin iptali; düzenlemenin dayanağı olan 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu\’nun 6. maddesinin üçüncü fıkrasının ve 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 47. maddesinin Anayasaya aykırılığı iddiasıyla iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istemiyle açılmış, Danıştay Onuncu Dairesinin 29/06/2020 tarih ve E:2019/7042, K:2020/2340 sayılı kararında, dava konusu Yönetmeliğin 21/06/2019 tarih ve 30808 sayılı Resmî Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmeliğin 23. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı gerekçesine yer verilmek suretiyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, davalı idareler aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmiştir.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu\’nun 31. maddesinde, bu Kanun\’da hüküm bulunmayan ve madde metninde sayılan hallerde 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun uygulanacağı belirtilmiş, sözü edilen haller arasında “yargılama giderlerine” de yer verilmiş, 04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 450. maddesiyle 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanun’un 447. maddesinin 2. fıkrasında ise; “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu\’nun “Yargılama giderinin kapsamı” başlıklı 331. maddesinde yargılama giderlerini oluşturan unsurlar sayılmış, maddenin 1/ğ bendinde; vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderleri arasında olduğu belirtilmiş, Kanun’un “Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri” başlıklı 331. maddesinin 1. fıkrasında da; “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” kuralına yer verilmiştir.Temyiz başvurusuna konu kararda, dava konusu Yönetmeliğin bilahare yürürlükten kaldırıldığından söz edilerek davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle, işin esasına girilerek haklılık/haksızlık değerlendirmesi yapılmaksızın karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesine rağmen yargılama giderlerinin ve bu giderler arasında yer alan vekalet ücretinin davalı idarelerce davacıya ödenmesine hükmedildiği görülmektedir.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde yer alan atıf hükmü uyarınca yargılama giderleri konusunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. 6100 sayılı Kanun’un 331. maddesinin 1. fıkrasında, davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde yargılama giderlerinin ne şekilde takdir edileceği hususu düzenlenmiştir. Temyiz başvurusuna konu kararda, dava konusu Yönetmeliğin daha sonra yürürlükten kaldırıldığından bahisle uyuşmazlığın esası hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmiş olması nedeniyle, başvuruya konu kararın hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine 6100 sayılı Kanun’un metnine yer verilen 331. maddesinin 1. fıkrasındaki kural çerçevesinde hükmedilmesi gerekir.Bu durumda; konusu kalmadığından bahisle karar verilmesine yer olmadığı kararıyla neticelenen davada, tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumları belirlenip buna göre yargılama giderleri konusunda hüküm kurulması gerekirken, böyle bir değerlendirme yapılmaksızın, davanın açılmasına davalı idarelerin sebebiyet verdiği gerekçesine dayalı olarak yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin davalı idarelere yükletilmesine hükmedilmiş olduğundan, davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulü ile temyiz başvurusuna konu kararın bu yönlerden bozulması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyorum.


Emsal Yargıtay Kararları

https://fkhukuk.com/makaleler/

 

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top